Çarşı İddianamesi Kabul Edildi!
carsı

Gezi Parkı protestolarına katıldıkları öne sürülen Beşiktaş Spor Kulübü taraftar grubu Çarşı’nın üyeleri Cem Yakışkan, Bülent Ergenç, Erol Özdil, Güray Sözmen’in de aralarında bulunduğu 35 kişi hakkında hazırlanan iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmekle suçlanan 35 kişinin yargılanmasına 16 Aralık 2014’te başlanacak.

İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Adem Meral tarafından hazırlanan iddianamede 35 kişi hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmekle suçlanırken yine bu 35 kişiden 32’si hem terör örgütü kurmak ve yönetmek hem de suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmekten suçlanmıştı. İddianamede 35 şüphelinin eylemlerindeki asıl amacın Taksim Parkı’na alışveriş merkezi yapılması için ağaçların kesilmesini engellemek olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin yasal olarak kurulmuş hükümetini gayriyasal yollardan devirmeyi amaçladıkları, ülkede kaos ve otorite boşluğu oluşturmaya çalıştıkları öne sürülmüştü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede 35 şüphelinin hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapisle cezalandırılması istenmişti. Aynı zamanda toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet, toplantı ve gösteri yürüyüşünde görevlendirilenlerin görevlerini yapmaya engel olma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, görevi yaptırmamak için direnme, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçlarından da 2 yıl ile 50 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılmaları istenmişti. İddianamede 9 polis de şikayetçi olarak yer almıştı. (Hürriyet)

İddianamenin kabul edilmesinden sonra Çarşı Grubu 2  açıklama yayınladı. Açıklamalar şu şekilde:

“Rüşvet alan, para pul padişahı değiliz.

Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.”

Mağduriyetimiz ve mazlumiyetimiz sınanırken, vicdanı icarlanmamış halkımızın, hakikate olan inancından güç alarak diyoruz ki: Mutluluğun resmini yapamadık belki; ama -15 derecede, naylon çadırların içerisinde güneşin doğuşunu hayal etmenin ne olduğunu resmettiğimiz icin hiçbir pişmanlık duymuyoruz.

Beyaz formalarımız bize kefen olsun ki kanlarımızı satmadık, tek celsede bağışladık. ‘Helal-i hoş olsun’ diyoruz.

Çocuk Esirgeme Kurumları’nda, ağlayan çocukların gözyaşlarını gördüğümüz için boğazımıza bir yumruk oturmuştu ve sıkılıydı.

Yaşlılarımızı ziyarete gittiğimizde, analarımızın-babalarımızın olduğunu onlar ölmeden önce öğrendik.

Tabelada yerlere çöp atmayınız yazdığı için değil, engelleri tek tek aşmaya calıştığımız için ceplerimizde mavi kapaklarla gezdik.

Uluslararası Astronomi Birliği, Pluton için ‘o artık gezegen değil’ dediğinde, kandırılmışlık duygusuna kapılmanın ne olduğunu iyi bildiğimiz için ‘bi dakkaaa!’ dedik… ‘hepimiz Pluton’uz’!

Hasankeyf, yunuslar, sokak hayvanları…

Bilemedik, bilemedik, bilemedik.

Daha çok sevmemekmiş asıl suçumuz, bilemedik.

Karadeniz için haykırdık; kimsenin diline, genzine o çaylar dökülmesin diye. Karadeniz’e kanser araştırma hastaneleri yapılsın diye inim inim inledik.

Van’a 8 değil, 18 konteynır alamamaktır vicdani suçumuz.

17 Ağustos’taki acıyı biz neden daha çok hafifletemedik ki?

Henüz biber gazı da icat olmadıydı üstelik.

Biz buna yangınız.

İçimizde yangın çıkardık, suçluyuz…

Kaz Dağları ile akrabalığımız, Ferhat’a olan hayranlığımızdan olmadı.

Peki ya Şirin bilseydi Munzur Çayı’nın gizemini, Ferhat’ın hali nice olurdu ?

Biz de geç kalmışız be Schindler, evet. İnsanlık için, halkımız için daha çok güzellikler yapabilirdik.

Düğün nedir bilemedik; ama cenazelerimizi hep kendimiz kaldırdık.

Evvellerimiz ve geleneğimiz olduğu için, dayatılana karşı çıkıp başka bir dünyayı mümkün görebiliyoruz. O yüzdendir ki, ‘her şeyin, herkesin bir fiyatı vardır’ diyen meymenetsiz patronun suratına parayı çarpan güzel abimizi sinema salonunda alkışladığımız anın heyecanını hep içimizde yaşıyoruz.

Tarih, bugüne kadar söylediğimiz her sözün ve yaptığımız her şeyin şahididir. Bizim hakikatimiz, isnat edilenlerle değişmez.

‘Ağaçları sulamanın bir adalet, dikene su vermenin ise bir zulüm olduğunu’ çok ama çok, çok iyi biliyoruz.

Bizim aradığımız şey bambaşka…

Şairin dediği gibi, ‘ne ağaca benzer ne de buluta’

Hukuk ve ahlak kurallarının kesiştiği yerde vicdan arıyoruz biz, vicdan !”

Çarşı tarafından akşam saatlerinde ‘Müdahiliz hakim bey’ başlığıyla yapılan ikinci açıklamada ise şu ifadeler yer aldı;

-Kardeşi kardeşe düşman edenlerden

-Babamı işten atanlardan

-Ablamı abimi okuldan uzaklaştıranlardan

-Öğretmenimi sürgüne gönderenlerden

-Üniversitelere el koyanlardan

-Anaların yüreğine ateş düşürürenlerden

-Kendi halkına işkence edenlerden

-Çocukları idam edenlerden

-Halkımıza demokrasiyi çok görenlerden

-Mezhep kavgasını çıkartanlardan

-Ülkemizi fakirleştirenlerden

-Ankaragücü’nü özel kanunla lige çıkartıp

Beşiktaş’ımın şampiyonluğunu çalanlardan şikayetçiyiz hakim bey….

 

 

 

 

 

Comments

comments

12 Eylül 2014
Diğer Haberler